Dikdörtgen bir sembol, mimarlıktan sosyal bilimlere her disiplindeki kavram enflasyonunun yarattığı erozyona karşı bir sembol. Çağdaş kapitalizmin ekonomi mantığı kişisel beğeni ve zevkler üzerinden tüketimi sürekli uyarmak üzerine kurulu. Bu ekonomi mantığın beşeri alanlara sızması ise bir kültürel patolojiye neden oluyor. Tüketim toplumunun üretim kavram ve tekniklerinin kültürel alana taşınmasının yarattığı anomali gündelik hayatı anlamlandıran kavramların meşruluk zeminini yok ediyor, içeriksizleştiriyor. Bu durumun neden olduğu entelektüel tembellik beşeri bilimlerdeki üretimi eğlenceli bir kültürel incelemeler oyununa dönüştürmüş durumda.

Neoliberalizmin “bireyi ve bedeni” ön plana çıkaran ideolojisini mimari üretim ve mimarlık eğitiminde de görmek mümkün. “Bedensel deneyim”, “haz”, “kışkırtmak”, “aura” vb. bireye ve bedene yönelik kavramlar üzerinden üretilen bir mimarlık ve mimarlık eğitimi ile karşı karşıyayız. Günümüzde toplumu oluşturan bütün, sınıf mücadelesi temelli kavranmak yerine sadece kalabalıklar olarak algılanıyor.

Bu durumun tasarım atölyelerindeki karşılığı ise sadece tasarımcının kendi iç dünyası içinde anlamlandırmanın mümkün olduğu, kerameti kendinden menkul kavramlar ve bu kavramlara tekabül eden tuhaf, amorf formlar dizisi. Mimarlık şimdiye değin olmadığı kadar bir biçimler oyununa indirgenmiş; çarpıcı formlar ve iyi sunum teknikleri mimarlığın öz bilgisinin önüne geçmiş durumda. İdealize edilmiş gerçekdışı kullanıcılar için programlar üretilmekte, “merkez ve hakim ideoloji”yi onaylayan ve yeniden üreten proje konuları üzerinden yapay tartışmalar yapılmaktadır.

Oysa ki mimarlığın temel ürünü mekandır. Mekanın etimolojik karşılığı ise “olayın geçtiği yer”dir. Olayın geçtiği mekan toplumsal sınıf farklılıklarına dayalı mücadele biçimlerinin, kültürel ve etnik kimliklerin buluştuğu, çatıştığı bir alandır. Sadece sonsuz bir şimdiyi ve bireyi esas alan mevcut ideolojinin yerine olayları ve bunlara tekabül eden mekanları tarihsel bütünlüğü içinde kavrayacak yeni bir farkında olma bilincine acilen ihtiyaç var. Marksist terminoloji içinden söylemek gerekirse altyapı ile üstyapı arasında ilişkiyi yeniden kurmak gerekmektedir.

Proje dikdörtgen yukarıda tarif edilen çerçevede yapacağı atölye çalışması ve sonrasında açacağı sergi ve kitap ile durumun çeşitli boyutlarını ele almayı, yeni ve gerçek tartışmalara imkan tanıyacak bir bilgi alanı ve dil oluşturmayı amaçlamaktadır.
 

 



Tarih:                             13 – 29 Haziran 2008

Yer:                                Osmanlı Bankası Müzesi , Bankalar Caddesi No:11 Kat:4  – Karaköy / İstanbul

Kontenjan:                   40 kişi

Son başvuru tarihi:     3 Haziran 2008

                                  

 

Atölye çalışması bir tanışma, tartışma ve fikir üretme grubu olarak düşünülmektedir. Farklı disiplinlerden konuşmacıların katılım ve sunumları ile kavramsal çerçeve oluşturulacak, ardından da katılımcılardan bağımsız ya da kendi oluşturacakları ekipler ile proje üretmeleri beklenecektir. Bu proje üretimi kavramsal fikir projeleri, poster, video, metin ya da katılımcının belirleyeceği herhangi bir biçimde olabilir. Mimarlık, içmimarlık, endüstri tasarımı, görsel iletişim ve sosyal bilimlerden lisans ve lisansüstü öğrencileri, akademisyenler ve serbest bireyler olmak üzere atölye herkese açıktır.

Atölye çalışma mekanı sürekli açık olacak ve gün içi istenilen saatlerde çalışılabilecektir. Sunum, ortak tartışma ve çalışmalar akşam saat 19:00'dan sonra yapılacaktır.